OKÇULUK YARIŞMA PERFORMANSINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER
Erhan UZMAN
Mersin Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü
Beden Eğitimi ve Spor
OKÇULUK YARIŞMA PERFORMANSINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER
Okçuluk sporu bilim ve teknolojide meydana gelen ilerlemeler ışığında gelişen ve artan insan popülasyonunun da etkisi ile daha rekabetçi bir hal almış özel bir branştır. Özellikle uluslararası düzeyde mücadele edecek sporcularda branşının gerektirdiği tüm koordinatif yetilere ve yüksek beceri düzeyine sahip bireylere ihtiyaç duyulmaktadır.
İnce, aralıklı ve kapalı motor beceri olarak sınıflandırılan okçuluk, üst vücut bölgesinde ve özellikle de omuz çevresinde kuvvet ve dayanıklılığa ihtiyaç duyulan statik bir spordur. Okçu, duruş pozisyonunda bekler, oku yerleştirir, kirişi çeker ve yayı kavrama noktasında bir gerim oluşana kadar kirişi çekmeye devam eder. Çekiş evresi sırasında, okçu uzattığı kolu ile yayı iter ve diğer kolu ile kirişi çeker. Kişi çekiş evresinin final pozisyonuna gelene kadar kirişi yüzüne yerleştirir (burnuna dudaklarına ve çenesine hafifçe değdirir). Tam çekişe gelmiş bir okçu pek çok şeyi aynı anda ve doğru şekilde yapmalıdır. Kirişi doğru yere çekmeli, doğru nişan almalı, kirişi bırakırken ise nişan noktasını asla bozmamalıdır. Bu beceriyi kazanmak çokça tekrar edilmiş çalışmalar, doğru şekilde oturmuş kas hafızası, motor beceri gerektirir.
Stabil gibi görünsede bedensel, zihinsel ve kondüsyon bağlamında yüksek seviyede efor gerektiren bir spordur okçuluk. Bir okçu yaşına ve kuvvetine bağlı olarak, her bir atışta yaklaşık 10-30 kg aralığında bir ağırlık çekmektedir. Müsabaka boyunca 36*2=72 ok atan bir sporcu üst sınırdan hesaplandığında 2.160 kg'lık bir iş üretmektedir. Bu ağırlıkların bırakışın ortalama 3-10 sn aralığında olması göz önüne alındığında zorluğu daha da artmaktadır. Ayrıca müsabaka boyunca 2*(6*70*2)=1640 metre hedef ve atış çizgisi arasında gidip gelindiğini de hesaba katarsak bir okçu müsabaka boyunca yaklaşık 3000 metre katetmektedir. Bu mesafeler ve ağırlıklar antrenman döneminde çok daha fazla olabilmektedir.
Sporcu atış süresi içinde yayını çekmeli, hedefe nişan almalı ve atışını tamamlamalıdır. Çok basit gibi görünen bu sıralamayı etkiyen birçok faktör vardır. Bu faktörleri içsel ve dışsal faktörler olarak ayırabiliriz. (Kolayiş, 2000; Kalinichenko, 2005).
İÇSEL FAKTÖRLER
1. Reaksiyon zamanı,
2. Hedefe konsantre olabilme,
3. Yeterli kondisyona ve teknik ve taktik özelliklere sahip olabilme,
4. Psikolojik durum, yarışmaya hazır bulunuşluk şeklinde sıralanabilir.
DIŞSAL FAKTÖRLER
1. Kullanılan malzemenin yeterli, uygun ve modern olması,
2. Hava şartlarının iyi, ortamın sessiz olması,
3. Finansal şartlar gibi düşünülebilir (Kolayiş, 2000; Kalinichenko, 2005).
Yukarıda söz edildiği gibi okçulukta birden fazla etken yarışma performansını etkilemektedir. Bir ok atışı yayı tutma, çekme, tam çekiş, nişan alma ve izleme safhalarından oluşmaktadır. Bu safhalarda kendi aralarında ince teknik detaylar oluşturmaktadır. Tüm bu süreçler ve etkenler göz önüne alındığında iyi bir atışın 5-6 saniye gibi bir sürede tamamlanması çok zor hale gelmektedir. Örneğin yarışmada iyi puan elde edebilmek için verili zamanı iyi kullanabilme, dengeli ve aynı şekilde tekrar edilebilen bir bırakış ve sağlam bir duruş çok önemlidir; bununla birlikte bırakışı yaparken nişangâhın hedef üzerinde bulunduğu yer okun gideceği noktayı belirler. Kiriş klikır adı verilen ve tam çekiş boyuna ulaşmak için kullanılan aletten sesli bir uyarı geldiği anda bırakılır (Leroyer ve ark., 1993). Bu devre sayesinde her bir ok için sabit bir çekiş mesafesi ve standart bir bırakış yapılabilir. Okçu klikıra çok çabuk cevap vermek zorundadır. Bu sebeple özellikle önkol ve kirişi çeken parmak kaslarında tekrarlı bir kasılma ve gevşeme stratejisi geliştirilmelidir. Ön kol kaslarında kasılma ve gevşeme stratejisi doğru ve üretilebilir bir sonuç ve yaralanma riskini en aza indirmek için kritik bir noktadır. (Nshizuno ve ark. 1987; Clarys ve ark., 1990; Hennesy ve Parker, 1990) (Akt; Kolayiş, 2008). Ancak, gerçekleştirilen araştırmalarda okçuluk sporuna yeni başlayan sporcular ile elit okçuların atış performansları arasında farklılıklar gözlenmiştir. Temel farklılık, elit okçuların atış sırasında, M. Ekstensör Digitorum Communis (MEDC)’i aktif olarak işe katmadan, M. Fleksör Digitorum Superficialis (MFDS)’i ise gevşeterek yanıt vermeleridir. Bu kassal kasılma stratejisi, kirişin çekiş gücüne bağlı olarak yayın öne doğru hızlanıp hareket etmesini önlemektedir. Oysa okçuluk sporuna yeni başlayan sporcular MFDS’i aktif olarak devreye soktuklarından, kirişi parmaklarıyla sıkıca kavramaktadırlar. Bu durum ise hedefe olan skoru azaltmaktadır. Elit okçuların, hedefe olan skorlarının yüksek olmasının sebeplerinden biri, çekiş kolu kaslarındaki doğru kassal kasılmayı gerçekleştirmeleridir. Bu bağlamda, okçuluk sporuna başlayan sporcuların, spor branşının gerektirdiği uygun atış tekniği becerisinin kazanılması ve becerinin gelişimi sırasında farklı kassal kasılmagevşeme stratejisine sahip olabildikleri ifade edilebilir.
